Bağımsız bir millet, meşru ve meşruti bir hükümet olarak yaşamaya azmetmiş olan milletimiz, isterse geçici olsun hiçbir yabancı işgal ve denetimini kabul edemez.
Göç doğru değildir. Bilakis aziz topraklarınızda kalarak milli teşkilatınızı genişletiniz.
Mütarekename hükümlerine aykırı ve her türlü haksızlığı protesto, icabında fiilen reddeylemeniz meşru ve mukaddes; maksadınızın elde edilmesi için esas şarttır.
Atatürk'ün, Urfa müftüsü ve Urfa eşrafına gönderdiği telgraf
İnkılabın temellerini her gün derinleştirmek, takviye etmek lazımdır.
Birbirimizi aldatmayalım. Medeni dünya çok ileridedir. Buna yetişmek, o medeniyet dairesine dahil olmak mecburiyetindeyiz.
Bütün safsataları, boş sözleri bertaraf etmek lazımdır. Şapka giyelim mi, giymeyelim mi gibi sözler manasızdır.
Şapka da giyeceğiz, Batı'nın her türlü medeni eserlerini de alacağız.
Atatürk'ün, Akhisar Türk Ocağı'nda yaptığı konuşmadan...
Gösterilen yol benim gösterdiğim yol değildir. Gidilmesi mecburi olan yoldur. Bizim işaretimiz malumu bildirmek kabilindendir. Ve malumu âlinizdir ki, büyük ve kutsi hedefler, ulaşılamayacak hedeflerdir.
Dolayısıyla herhangi bir hedefe ulaşmakla yetinmeyeceğiz. Daima daha ilerisine varmak için çalışacağız.
Halka şimdiye kadar kaçırılan fırsatların ve memleketin maruz kaldığı elim neticelerin yegane saiki memleket ve millet işlerinin daima sınırlı bazı şahısların elinde oyuncak olmasından ve milli hakimiyetin daima ihmal edilmiş ve atıl bırakılmış bulunmasından ileri geldiğini telkin etmeli ve milli hakimiyete karşı vaki olacak en küçük bir taarruz ve tecavüzü büyük bir kahramanlıkla karşılamak lazım geldiğini yine elbirliğiyle ışık tutup aydınlatmalıyız.
Biz erkeklerimizi bile savaş felaketinden uzak bulundurmak isteyen insanlarız.
Fakat savaş etmek zorunda bırakılırsak, vatan savunmasında kadınlarımız da, erkeklerimizle beraber dövüşecektir.
İstiklal mücadelesi bunun en yakın örneğidir.
18 Nisan 1935 tarihinde İstanbul’da toplanan Uluslararası Kadınlar Kongresi sırasında kendisine "Türk kadınlarını da asker yapacak mısınız?" diye soran 2 gazeteci kadına Atatürk'ün yanıtı
